1. Marka Hakkı Hacze Konu Olabilir mi?
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) “Hukuki İşlemler” başlıklı 148. maddesinde sınai mülkiyet haklarının hangi hukuki işlemlere konu olabileceği açıkça belirtilmiştir.
“MADDE 148- (1) Sınai mülkiyet hakkı devredilebilir, miras yolu ile intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir, haczedilebilir veya diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakkı; lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamaz ve teminat olarak gösterilemez.”
Sınai Mülkiyet Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin “Haciz” başlıklı 126. maddesinde ise bu hakların nasıl haczedilebileceği açıklanmıştır.
“MADDE 126 – (1) Marka, tasarım ve patent işletmeden bağımsız olarak haczedilebilir. Haciz, Sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır.
(2) Marka, tasarım ve patentin haczi, hakkın devamı için gerekli ücretlerin yatırılmaması ya da istenilen belgelerin süresi içinde gönderilmemesi sebebi ile hakkın sona ermesine engel olmaz. Marka, tasarım veya patentin haczi, bu hakların devrine engel değildir.”
2. Henüz Tescil Edilmemiş, Başvuru Aşamasında Olan Markalar Haczedilebilir mi?
SMK’nın “Hukuki İşlemler” başlıklı 148/8. maddesinde bu hususun mümkün olabileceği açıkça belirtilmiştir.
“MADDE 148- (8) Bu maddede yer alan hükümler, sınai mülkiyet hakkı başvurularında da uygulanır.”
Hacze konu markanın tescilli olması esas kuraldır. Tescil edilmemiş ancak başvuru aşamasında olan markalar da hacze konu olabilir ancak buradaki haciz işlemi (tescil olmadığından) Markalar Sicili’ne kaydedilemez. Bu bakımdan marka üzerindeki haciz üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Dolayısıyla başvuru aşamasında olan (Bülten’de yayınlanmamış ve tescil kararı çıkmamış) markalar üzerinde haciz işlemine uygulamada pek rastlanmamaktadır.
3. Hacze Konu Markanın Kişi Adlarını İçermesi Önemli mi?
Hacze konu olan markanın kişisel unsur içerip içermediği bir diğer tartışmalı konu olarak önümüze çıkmaktadır. Ülkemizde Koç, Eczacıbaşı, Boyner, Kemal Tanca, Sabri Özel, Eyüp Sabri Tuncer; dünyada ise Disney, Ford, Pierre Cardin gibi markalar kişi adlarını içeren mal veya hizmet markalarına örnek olarak gösterilebilir.
Burada “Kişilik Hakkı” söz konusu olduğu için kişi adını içeren markanın haczedilemeyeceğine dair görüşler bulunmaktadır. Velev ki marka, kişinin adı-soyadı gibi kişisel unsurlar içerse de bu nitelikteki markanın bağımsız ekonomik bir değer taşımasından dolayı haczedilmesi mümkündür.
Keza SMK’da markanın haczedilebileceği öngörülmüş ve kişiye ait unsurlar içeren markanın haczedilemeyeceğine ilişkin istisnai bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
4. Marka Haczinde Süreç Nasıl İşler?
4.1. Marka Başvurusunun Haczi
Marka başvurusunun haczinde 2004 sayılı İcra-İflas Kanunu’nun (“İİK”) 94. ve devamı maddeleri uygulanmaktadır. Yukarıda da izah ettiğimiz üzere, marka başvurusu henüz Sicile tescil edilmediği için, başvurunun haczinin de sicile tescil edilmesi mümkün değildir.
Ancak marka başvurularında Türk Patent ve Marka Kurumu’nda (“TÜRKPATENT”) bir dosya açılmakta ve hacizle ilgili evraklar bu dosyaya eklenebilmektedir. Dolayısıyla başvuru aşamasındaki bir markaya haciz uygulanması halinde, bu durum TÜRKPATENT’e bildirilmelidir. Marka başvurularının haczine ilişkin kayıt TÜRKPATENT’e ait E-PATS sistemi üzerinden eklenebilmekte ve haciz durumu TÜRKPATENT’in internet sitesindeki “marka araştırma ve dosya takibi” bölümüne işlenebilmektedir.
4.2. Tescilli Markanın Haczi
İlamsız takiplerde haciz prosedürü alacaklının, icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlamaktadır. Geri kalan süreç İİK m. 42 ve devamı uyarınca 2004 sayılı İcra-İflas Kanunu’na göre devam etmektedir.
5. Hacizden Sonra Markanın Durumu Ne Olur? Alacaklı Hacze Konu Olan Markayı Kullanabilir mi? Hacizli Marka Alacaklının Mülkiyetine Geçer mi?
Markanın haczi, haczettiren alacaklıya, markanın satılmasını ve elde edilen paranın (alacağına karşılık olmak üzere) kendine verilmesini isteme hakkı vermektedir. Bunun dışında markanın haczi, haczettiren alacaklıya, markayı kullanma, marka üzerinde tasarrufta bulunma veya markanın alacağına karşılık kendine devredilmesini isteme hakkı vermez. Yani marka alacaklı tarafından kullanılamayacağı gibi kendisinin mülkiyetine de geçmez.
Bu yüzden markayı kullanma ve marka üzerindeki tasarruf yetkisi hacizden sonra da sicilde marka sahibi olarak görünen borçluya ait olmaktadır. Ancak bu kapsamda marka sahibinin hacizden sonra markayı devretmesi, marka üzerinde haciz hakkı olan alacaklının durumunda bir değişikliğe neden olmaz. Devralacak olan yeni kişi, söz konusu markayı hacizli olarak devralır. Bu doğrultuda alacaklı, marka üzerindeki hacze dair haklarını (ek işleme gerek kalmadan) doğrudan yeni marka sahibine karşı ileri sürebilmektedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi, markanın tescilli olması ve haczin Sicile kaydedilmesi bu yüzden (yani 3. kişilere karşı hak iddia edilebilmesi bakımından) önemlidir.
Özetle, markaya alacaklı olarak haciz işlemi uygulanması halinde, haczedilen marka hakkı paraya çevrilir ve alacaklıya ödenir. Dolayısıyla alacaklının hakkı, alacağına karşılık paraya çevrilen kısmı almakla sınırlıdır. Markanın haciz sonrası ihaleye çıkması ve alacaklının ihale sonucunda ilgili markayı satın alması halinde marka kullanımı gerçekleşebilir.







